Yereli yönetmek

Yereli yönetmenin en önemli kriteri demokratik kurumsallaşma ve bunun yönetim kademelerinde içselleştirilmesidir. Bu başarıldığında, yerelinde başlayan güçlü demokrasi hareketleri bir süre sonra merkezi idarelerin yönetimlerine talip hale gelebiliyor. Dünya ve ülke örneklerinde de bu durum mevcuttur. Kendinde, kurumunda, kentinde başlayan bir demokratikleşme hamlesi her şeyin ilacıdır. İnsana dokunan, hiç kimseyi düşüncesi, tercihi, fikri, rengi, dili, ırkı bağlamında ayırmayan, bütünlükçü çoğulcu bir anlayışın hakim olduğu, bütün dezavantajlı kesimlerin sorunlarının görülüp çözüm bağlamlı ele alınarak aşıldığı süreçler başlatılmalıdır. Her şeyden öte kurum kimliğinde tam bir demokratikleşmeye gidilmesi, yerel yönetimlerin olmazsa olmazıdır. Siyasal zeminlerde başlayan kırgınlıkların hizmet dönemlerinde sorun olmayacak düzeylere düşürülmesi, kimsenin dışarıda bırakılmadığı, kent yapılarının geniş kesimleriyle istişareler yapılarak hizmetin en verimli ve kalitelisiyle yerindeliği önceleyen adımlar atılmalıdır. Küskünlük, kırgın ve kızgınlıklar yerine, ortaklaşan, birlikte hareket eden, eldeki imkanları en verimli şekilde halka, kente hizmete dönüştüren bir yaklaşımın hakim kılınmasının başarıda ana kriter olduğu da unutulmamalıdır.

Kentlerin yerinden hizmet anlayışı her şeyden önce gelmelidir. Kent dezavantajlı kesimleri başta olmak üzere kendi ve çevresini etkileyen bütün boyutları hesaba katan bir yaklaşımla hareket edilmelidir. Eldeki kaynak ve ekiplerle demokratik bir hizmet anlayışı içinde toplumu bütün aşamalardan haberdar eden, neyin nasıl, nerede, kimlerle, hangi zaman aralık ve kaynaklarıyla yapılacağı ortaya konmalıdır. Bunun için de yerel yöneticilerin başta kendi kurumsallıklarından başlayan bir çalışmaya, yönetim kademesinde liyakati esas alan bir bakış açısından hareketle kurumsal yapıyı kamu otoritesinin hassasiyetlerini de göz ardı etmeden en ince ayrıntısına kadar düşünerek yeniden yapılandırması gerekiyor.

Bütün kent paydaşlarıyla yeni bir ilişkinin geliştirilmesi, gerçekleştirilmesi adına açık, şeffaf görüşmeler yoluyla, nerede nasıl ortaklaşılacağı, birlikte hareket edileceği yol ve yöntemleri kent bağlamında siyasetin tıkanmışlığını da bir şekilde aşmanın yolları bulunmalı. Kenti daha büyük ve görülmemiş hizmetlerle buluşturmak için gece gündüz işleyen bir mekanizma kurulmalı. Kimsenin bir başına kenti yönetmesi ne mümkün, ne de doğru olmayacağı anlayışından hareket edilmeli… Çoğulcu bir yönetişim anlayışını hakim kılmak gerekli. Yerinden herkesin imkânları ölçüsünde katılım gösterdiği ön yargısız, ön koşulsuz görüşmeler yoluyla kente katkıyı büyütmeli, yetmeyen ekonomik kaynakları artırmak yoluna gidilmeli ki sıkıntılar aşılsın, kente hizmet üretilsin.

Bu bağlamda 'küçük olsun benim olsun' anlayışının her şeyi daha beter hale getireceği de akıldan çıkartılmamalıdır. Kurumu, kendini, kentini açık şeffaf bir platforma çevirerek, gerekenler yapılırsa yerelinden yönetim gelecek ve birlikte yaşam için atılması gereken en büyük adımlardan biri olsa gerek...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.