Turğut: Bağımlılığı inkar etmek çözüm gibi görünse de çözümsüzlüktür!

Hayatın Renkleri Solmasın Derneği Başkanı sosyolog Osman Turğut, ailenin ve okulun, bağımlı bireylere yönelik yaklaşımında hatalar olduğunu belirterek, ailelerin inkar temelinde soruna yaklaşırken, okulların da uzaklaştırma, başka bir okula gönderme şeklinde önlem alma yoluna gittiklerini, bu her iki yaklaşımın da yanlış olduğunu söyledi.

Turğut: Bağımlılığı inkar etmek çözüm gibi görünse de çözümsüzlüktür!

2015 yılından bu yana bağımlılık konusunda araştırmalar ve önleyici çalışmalar yapan, aynı zamanda danışanları bağımlı ailelerine danışmanlık da yapan Hayatın Renkleri Solmasın Derneği, Van’daki faaliyetlerini sürdürüyor.

 

İNKAR ETMEYİ SEÇİYORLAR

Dernek Başkanı sosyolog Osman Turğut, yürüttükleri çalışmalar sırasında bağımlılarla ilgili ve bağımlıya yaklaşımla ilgili çeşitli bilgiler edindiklerini söyledi.
Bunlardan birinin bağımlının sürekli inkara dayalı yaklaşımı olduğunu belirten Turğut, şöyle dedi:
“Bağımlılığın en önemli belirtilerinden birisi inkârdır. Bağımlı kişi her şeyi inkâr eder. Önceleri kullandığını inkâr eder. Daha sonra çok kullandığını inkâr eder. Hep bırakabileceğine inanır, bırakamayacağını kabul etmez. Kullanmaktan dolayı yaşadığı sorunları inkâr eder. Yaşadığı sorunların kendisinden kaynaklandığını kabul etmez, hep başkalarını suçlar. İnkâr bir kaçıştır. Kaçış ama nereden? İnkâr değişmekten kaçıştır. Değişmek zordur. Değişmek aktif bir eylemdir. Yorucudur. Kolay değildir. İnkârdan vazgeçmek, kabullenmeyi gerektirir. Kabullenme sonrası ise değişim gelecektir. Değişimden kaçmak için inkârdan vazgeçmemek bir yöntemdir.”

 

“İNKAR AİLENİN DE SORUNUDUR”

Ailenin de bağımlıdan farksız olmayan bir şekilde inkara başvurduğunu ifade eden Turğut, şöyle devam etti:
“İnkâr sadece bağımlının bir sorunu değildir. İnkâr ailenin de bir sorunudur. ‘Benim çocuğum kullanmaz’ inkârın başlangıcıysa , ‘o iyi bir çocuk, arkadaş kurbanı oldu’ inkârın ortası, ‘doktorlar bu işi bilmiyor’ ise inkârın son aşamasıdır. Madde bağımlılığı konusunda aile de değişmek zorundadır. İnkâr çözüm değildir. Değişim için kendi davranışlarınızı değiştirmeyi, dünyaya bakış açınızı değiştirmeyi, komşular ve akrabalardan utanmamayı öğrenmeyi, belki evde eşiyle yaşadığı gerçeği kabullenmeyi gerektirir. Bu nedenle inkâr ve başkalarını suçlama, çözüm gibi görünse de çıkmaz bir yoldur.”

 

OKULUN BAĞIMLIYA YAKLAŞIMI

Okullarda da bağımlı konusunda yanlış bir uygulama olduğunu kaydeden Turğut, şunları söyledi:
“Okul içinde bağımlı bir çocuk çıkarsa yapılan ilk iş o çocuğu okuldan uzaklaştırmaktır. Maalesef disiplin yönetmeliğimiz bu yöndedir. Çocuk okuldan niye uzaklaştırılır? Çünkü okul bu çocuğa nasıl yardımcı olacağını bilemez, okulun adının çıkmasından korkar. Bazı müdürler genelde diğer çocukları korumak için yaptıklarını söylerler ama o çocuk bu okuldan uzaklaştırılır, başka bir okula gönderilir. Orada başka öğrenciler de vardır, üstelik yeni okulun durumundan da haberi yoktur. Okullar, genelde öğrenciyi resmi bir şekilde okuldan uzaklaştırmaz. O nedenle kayıtlarda göremeyiz. Ailesine çocuğu okuldan almalarını, ceza verilirse daha kötü olacağını söylerler, anne baba çaresiz kalıp çocuğu okuldan alır. Sanılır ki artık okulda bağımlılık sorunu kalmamıştır. Bağımlılığa yol açan tüm sosyal sorunları inkâr ederek olmaz. İnkâr değişimi, müdahaleyi ve çözümü geciktirir. İnkâr çözümsüzlüktür. İnkâr, deve kuşu politikasıdır. İnkâr aslında kendini kandırmaktır.”
Özel Haber: Adil HARMANCI

Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2021, 09:39

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER