Sınav...

Dün, milyonlarca öğrenci için önemli bir gündü. Uzun yıllar verilen emeklerin ardından girilen  zorlu bir sınavın sonucunun açıklanacağı gündü. Elbetteki sınava giren öğrenciler büyük bir heyecan içindeydi. Hepsi sınavın sonucunu bekliyordu. Kimisi sınavda ne yaptığını bildiği için belki de heyecanını biraz daha bastırabiliyordu, ama bir çoğu bilgisayar başına oturmuş, sonucunu görmek için sabırsızlanıyordu. Ama emin olun ki öğrenciler kadar, belki de öğrencilerden daha da çok sabırsızlanan, heyecanlanan velileriydi, aileleriydi. Yakın çevremden şahidim buna.

Bu heyecan atmosferi içerisinde ÖSYM tarafından Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Kimisi ta geceden haberdar oldu sınav sonucundan, kimisi sabah uyandığında gördü puanını.

Ve her zaman olduğu ve olacağı üzere, kimisi beklediği puanı aldı, kimisi beklentisinin altında kaldı, kimisi de beklentileri aştı.

Kimisi çok sevindi aldığı puana, kimisinin hayalleri suya düştü belki de, kimisi “bu kez olmadı, şansımı seneye deneyeceğim” demekte buldu teselliyi.

Dediğim gibi, öğrencilerden çok heyecanlanan aileler de vardı. Belki gözlerine uyku girmedi geceden. Çocuklarının alacağı puanı merakla beklediler. Sonuçlar açıklanır açıklanmaz da, aynen öğrencilerin yaşadığı gibi kimisi sevinç çığlıkları attı belki de, kimisi hayal kırıklığı yaşadı. Kimisi çocuğunu teselli etti, kimisi 'kısmet' diyerek kendisini.
Önemli bir sınavın sonuçlarının açıklanması ile birlikte tüm bunlar yaşandı.

Tabi sınav sonuçlarının açıklanması ile bu heyecan maratonu bitmiş sayılmaz. Şimdi yeni bir heyecan dalgasına giriyor öğrenciler ve beraberindeki aileleri.

Alınan puanlarla hangi okullara girilebileceği, hedeflenen bölümlere puanların yetip yetmediği, tercih klavuzunda okulların taban puanları derken tüm bunların yaşanacağı yeni bir dönem...

Elbette ki bütün sınava giren öğrenciler için sonuçların hayırlı olmasını dilerken, küçük bir de hatırlatma yapmak istiyorum. Bu sınav sonuçları tabiki de kimisi için beklentileri karşılayacakken, kimisi için hayal kırıklığı ile sonuçlanmış olabilir. Bunlar doğal şeyler. Ancak şunu unutmamak gerekir ki; istenilen, hedeflenen puanlar alınmamış olsa bile bu dünyanın sonu değil. Bu sene olmaz, seneye olur. Bu işler böyledir.

Şimdi yapılması gereken, rehber öğretmenler eşliğinde ve alınan puanlar ışığında hangi üniversitelerin, hangi bölümlerin tercih edilebileceği, olmazsa sınava yeniden hazırlanma durumu gibi konular değerlendirilerek, bir karar alınmasıdır. Yani umutsuzluğa kapılmadan, bu yıl sınavı kazanamayanların ya da istediği bölüme puanı yetmeyeceği için kayıt yaptırmayacakların daha iyisi için yeni bir başlangıç adına kolları sıvamasıdır.

Bütün öğrencilere başarı temennileri ile birlikte tekrardan sonuçların hayırlı olsmasını diliyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.