Ramazan…

Yardımlaşma ve dayanışma duygularının pekiştiği ramazan ayının 5 gününü geride bıraktık.

Maneviyatın en derinden hissedildiği bu ayda iftar vakti yaklaştıkça insanlarda tatlı bir telaş başlıyor, fırınlarda pide kuyrukları oluşuyor.

Görmeye alışık olduğumuz ve aslında bazılarımız için gülümseten, huzur veren bu görüntü ramazan boyunca devam ediyor.

Her ramazan duyduğumuz klişe sözleri de yeniden duymaya başlıyoruz bugünlerde, “nerede o eski ramazanlar.” Önceden şöyleydi, böyleydi diye.

Bizden önce ramazan ayının nasıl yaşandığını anlatılanların dışında bilmemiz mümkün değil ancak şu anda içinde bulunduğumuz ramazan ayını eskisi gibi güzelleştirmek de bizim elimizde.

İnsanlara karşı daha hoşgörülü olarak, yardımlaşma duygularımızı daha da pekiştirerek, ibadetlerimizi riya katmadan, yaradanın rızası için yerine getirirerek güzel bir ramazan yaşamış oluruz.

İyilikleri ve ibadetleri insanların gözüne sokarak değil de kendi içimizde huşuyla yaparsak belki de amacımıza daha çok ulaşırız.

Kur’an-ı Kerim’de “Eğer sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat gizleyerek fakirlere verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahların bir kısmına da kefaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” diye buyrulmakta, Hz. Muhammed de “sağ elin verdiğini sol el görmemelidir” diyerek iyiliklerin nasıl yapılacağı konusunda insanlara yol gösteriyor.

Çevremizde, yaşadığımız coğrafyada yardıma ihtiyacı olan binlerce insan var ve bunlara yardım eden hayırseverlerin olduğunu biliyoruz.

Yardım yaparken onları rencide etmemek, utandırmamak ve buna önem vermek, yapılan yardımdan daha evladır. Empati yaparsak bu alışkanlığımızdan vazgeçeriz diye düşünüyorum.

Elbette iyiliğimizi yapalım, fitremizi, zekatımızı ihtiyaç sahiplerine verelim ve bunun için insanları teşvik edelim. Dileğimiz, ihtiyaç sahibi insanların görüntülenerek tüm sosyal medya mecralarında paylaşılmaması.

Oruç, susuz kalmak ve yemek yememekten ibaret olan bir ibadet değildir. İnsanın kalbiyle ve tüm bedeniyle kötülüklerden uzak durmasıdır. Ama zaman zaman oruçlu olduğu için sinirlenen ve çevresindeki insanların kalbini kıran, onlara kötü davrananların olduğunu görüyoruz.

Hiçbir ibadet insanlara eziyet vermek için yapılmaz. Hoşgörü ayı olan ramazanda herkese karşı daha anlayışlı olmalı ve gönüller yapmalıyız.

Daha ramazan ayının ilk gününde iftara yakın bir vakitte pide sırası bekleyenlerin tartışmasına tanıklık etmek beni üzdü.

İki dakika bile beklemeye tahammül edememek ve bunu bir kavga nedeni haline getirmek aslında bizi “o eski ramazanlar”dan uzaklaştırıyor.

Biz hoşgörümüzü kaybettikçe aslında bazı şeylerden uzaklaşıyoruz.

Bu ramazan ayının, kaybettiğimiz hoşgörü duygularımızı bize geri getirmesi dileğiyle…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.