Ne yapmadığımızın farkında mıyız?…

Kent, kurum ve yönetenleri bu darmadağınıklık içinde ne yaptıklarını, ya da ne yapamadıklarını biliyor - görebiliyorlardır umarım! Bu tutumla kente bir şey veremeyeceklerini de her halde kendi adları gibi biliyorlardır diye düşünmeden de edemiyor insan. Daha birbirini tanımayan, kutlamayan bir bürokrasi-seçilmiş anlayışı söz konusu iken… Mesleki örgütleri, sivil yapıları, siyasetin arka bahçesinde konumlanmışken, kent sorunlarına bütünlükçü bir anlayışla çözümler üretmenin zorluğunu her halde aklı başında herkes gibi kent yöneten akılları da görebiliyordur.

Düne göre daha parçalı, kutuplu bir toplumsal tabana eklenen sıkıntılı ekonomik gidişata paralel sorumlu kişi ve kurumların daha çok kabuğuna çekilip sanki kendileri sorunların çözüm merci değilmiş gibi kent sıkıntılarını başkalarına havale eden yaklaşımları gerçekten de hayret verici! Her ne kadar iç bütünlükte sorunlu bir durum mevcutsa da kurumların kendi etki alanları içinde ortaklaşabilecekleri bütün irili ufaklı paydaşlarla kent için sözde kalmayan, etkin, kararlı, sürdürülebilir bir anlayış içinde sorunların üzerine gitmek, muhataplarını zorlamak, çözümler üretmek zorunda olunduğu doğrusu da akıldan çıkartılmamalıdır. 

Başlangıç olarak kentin temel öncelikli sorunlarını ele almak, bunlardan başlayarak sıkıntıları gündeme taşımak, takipçisi olmak, ilgili tarafları çözüm bağlamında sürece katarak ısrarla kent sıkıntılarını azaltmak seçilmiş-atanmışların asli görevidir. Atanmış ve seçilmişlerin her birinin oturduğu makamı bireysel çıkarları doğrultusunda kullanma, yıpratma, işlevsiz kılma hakkı elbette ki yoktur. Bu mevkiler; gerek merkezi hükümet tarafından atanmış bürokratlar, gerekse halk tarafından seçilmişlerin kent için en üst perdeden çözüm üreten bir yaklaşımla kullanılması, sıkıntılara çözüm bulunması için üstün gayret gösterilecek sorumluluk alanlarıdır.
Birbirlerine kırgın, küskün durarak kente, kendine, kurumuna katkı sunulamayacağı biliniyor olsa gerek! Ha keza tuzu kuru bazı kişilerin belli koltuklardaki sorumsuz tavırlarıyla da hizmet üretilmeyeceği… Bu anlamda kendini, kurumlarını bilmezlerin bu makamları meşgul etmemeleri, kent için genel olarak ortaklaşmayan, kaygı taşımayan, sorunların çözümü için çareler üretemeyenlerin gereken şekilde uyarılarak ilgili yerlere toplum önünde duyurulması gerekiyor. Özellikle birkaç meslek örgütünün son bir yıldır seçimlerin etkisiyle de kendi içinde tartışmalı bir hale gelmiş olması, kişi özelinde kalması, kent sorunlarının geçiştirilmesi durumu da hızlı bir şekilde yerini doğru ve yerinde çalışma ve çabalara bırakmalıdır.

Kent sorunlarının çözüm merci olan makamlarda oturan seçilmiş ve atanmışların siyasetle bağlarını kesmeleri, varsa niyetleri bu koltukları siyasete alet etmeden boşaltmaları ve bu makam ve mevkilerin yeniden yapılanmasına izin vermeleri, kendileri, kurum ve kent adına ahlaki ve doğru olandır. Özellikle yerelde mesleki ve sivil yapılarda seçilmişlerin alttan alta siyasete oynama hevesi yanında üyelerinse kendi, kent ve kurumları adına çözüm olsun diye seçtiği insanların bu mevkileri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları doğrusu ahlaki ve insanı olmadığı da toplumsal bir kabuldür.

Açık ve net önümüzde duran sorunlar konusunda açıklamalarla yetinilmemeli. Mevcut kurumsal yapılar, kent bağlanımında acil durum halinde bir araya gelmeliler. Sorunlar üzerine geniş katılımlı tartışma yürütmeli, kararlar almalı, toplum bilgilendirmesi yanında oluşturacakları komisyonlar, ekipler vasıtasıyla siyaset aracıları, sivil mesleki yapılarla birlikte yerinde ve hızlı çözümler üretmeliler.

Böylesi bir tutum kent sorumluluk sahipleri için bir mecburiyet. Kentimiz için böylesine yeni bir başlangıca ihtiyaç olduğu ortadadır...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.