Haber Detayı
20 Ağustos 2019 - Salı 09:39
 
Van'ı ve yemeklerini tanıtıyor
Vanlı Rıfat Usta olarak ün kazanan Rıfat Türk, katıldığı çeşitli yarışmalarda Van yöresine ait yemekleri tanıtıyor. Son olarak İstanbul Ataşehir'de düzenlenen ve 22 ilin katıldığı yemek yarışmasına Van'ın meşhur Keledoş yemeğiyle katılan Vanlı Rıfat Usta, birincilik kupasını kazanan isim oldu.
KÜLTÜR Haberi
Van'ı ve yemeklerini tanıtıyor

Çeşitli yemek yarışmalarına katılarak Van'ın ve yemeklerinin adını duyurduğunu söyleyen Vanlı Rıfat Usta, keledoş yemeğiyle de 22 ili geride bırakarak 1. olduğunu söyledi. Aldığı birincilik kupasını Ataşehir Vanlılar Derneği'ne bıraktığını söyleyen Vanlı Rıfat Usta, bundan sonra da Van'ı ve Van yemeklerini tanıtmaya devam edeceğini vurguladı.
Her ortamda Van'ı ve Van yemeklerini tanıtmaya çalıştığını söyleyen Vanlı Rıfat Usta'nın bir de sitemi var. Usta, sitemini şu şekilde dile getiriyor; "Bir Van sevdalısı olarak elimden geldiğince, dilimin döndüğünce İstanbul’da Van’ı yaşamaya, yaşatmaya ve anlatmaya çalışıyorum. Ancak üzülerek söylemeliyim ki hemşehrilerimden bir destek alamıyorum. Mesela balık festivali düzenleniyor, beni çağırmıyorlar. İşin bu tarafı açıkçası beni derinden üzüyor..."

 

VANLI RIFAT USTA KİMDİR? MESLEĞE ATILMA HİKAYENİZİ ANLATIR MISINIZ?
Van yemekleri ile yarışmalara katılan Vanlı Rıfat Usta ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
Vanlı Rıfat Usta kendini ve mesleğe atılma hikayesini şu sözlerle anlatıyor; “1972 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde Pınarbaşı Mahallesi’nde dünyaya gözümü açtım. Normal varlıklı bir ailenin çocuğu olarak herkes gibi çiftçilik ve hayvancılıkla geçimini sağlayan bir ferttim. İlk ve orta okulu Van’ın Gevaş ilçesinde okuduktan sonra, 1986 yılı itibariyle hayat şartları ve birtakım sıkıntılardan dolayı İstanbul’a gelmek zorunda kaldık. İstanbul’daki ilk meskenimiz olan Mecidiyeköy’de küçük bir esnaf lokantasında bulaşıkçı olarak çalışmaya başladım. O kadar küçüktüm ki boyum bulaşık tezgahına yetişmediğinden dolayı, kola kasalarına çıkardım. O zamanlarda yatacak yerimiz dahi yoktu. Eski bir handa yaşamımızı sürdürmeye çalışıyorduk. Hatta öyleki hanın yangın merdivenlerini iptal edip yatak atmıştık. 9 kişinin uyuma alanıydı burası. Orada yatabilmemiz için pazar günleri hanı komple yıkamak zorundaydık. Komik ama bizim de kiramız buydu. Banyo yapmak için ise fırında çalışan amcaoğullarımızın yanına giderdik. Ben kararlı bir insandım! Bunca sıkıntıya, kibirli, bencil ve işin inceliklerini öğretmekten kaçınan ustalara rağmen, bu mesleği öğrenecek ve refaha kavuşacaktım. 3 sene olmuştu ve artık o lokantanın sahibiydim! Zamanın tüm zorluklarına göğüs gererek azmim ve kararlılığım sayesinde alın terimi dökerek bunu başarmıştım. Bu sevinç ve motivasyon bana bir özgüven kazandırmıştı. Taki mesleğimi, memleketimde devam ettirme isteği uyandırana kadar. Tası tarağı toplamış, yollara düşmüştüm. Aynı esnaf lokantasını Gevaş'ta açtım. Gevaş’ın ilk modern usullerle yapılan yemeklerini sundum. İlk kez 'benmari' yi gören insanlar şaşırmıştı, farklı gelmişti onlara. Yarattığım farklılıkların geri dönüşü çok iyi olmadı. İşler istediğimiz gibi gitmemişti. Kabullendirememiştik bu sistemi. Alışıla gelmiş tezgahlardan uzaktı çünkü. Sadece haşlama ve kebaptan oluşan kısıtlı çeşitliliğe yenilerini ekleyerek geliştirmek istedik fakat sanırım yeri ve zamanı değildi daha. İstanbul’daki zafer aynı şiddetle yerini hayal kırıklığına bırakmıştı. Tüm malzemeleri bir tesise satarak İstanbul yollarına tekrar düştük. Bu hayal kırıklığı beni daha da çok azimlendirdi. Engelleyemezdi de hiç birşey başarmamı, içimde bu sanat aşkı varken! Bu sefer hedef açıktı. Stratejimi belirlemiştim. Bilgilerime yenisini ekleyecek, daha çok çalışacak ve profesyonelleşecektim. Becerilerime yenilerini ekledim, öğrendikçe öğrendim... Yiyecek içecek sektörünün tüm alanlarında; otel, restaurant ve catering şirketlerinde çalışarak küçük bir esnaf lokantasıyla bunların arasındaki farkı anlamaya başlamıştım. Sadece işin mutfak kısmında değil her alanında bilgi sahibi olma esasıyla çalıştım, öğrendim. Geleneksel Osmanlı mutfağı, mezeler, ızgara çeşitleri, döner ve alacarte dünya mutfağından örnekleri de bilgilerime kattıktan sonra kendi işimin sahibi olmaya karar verdim. 7 yıl boyunca yaklaşık olarak on bin kişiye hizmet veren bir catering firmasının kurucusu ve işleticisiydim. Patronu olmadım hiçbir zaman. Hem aşçısı hem taşıyanı, hem dağıtanıydım. Üretimin ve satışın her anında bulunuyordum. 'Patronum' deyip köşeye çekilmezdim ki zaten içimdeki meslek aşkı buna müsaade etmezdi. Hayatımın en mutlu anlarından biriydi. Ta ki talihsiz bir kaza geçirene kadar. Kaderin de bir cilvesiydi belki de bu. Her başarının sonu hüsranla bitiyordu. 5 sefer beyin ameliyatı geçirdim. Sağlık problemlerim işimden alıkoyuyordu beni. Şirketi ve yemek fabrikasını ortağıma devrettikten sonra bir süre mesleğimden uzak kaldım. Fakat gün gelecek mesleğim ve Van’a olan sevdam beni tekrar mutfağa sokacak ve önlüğümü giydirecekti... Derler ya hani, ’asıl tecrübe hayattaki olumsuzluklardır'. Asılolan bu kötülükler karşısında nasıl durabildiğinizdir. Ben hep dimdik durmaya çalıştım ve başardığıma da inanıyorum. Şuan tek bir emelim var. Bilgi ve birikimlerimi Van’daki ustalarla paylaşıp yeni ustalar yetiştirmek. Çünkü bilgi paylaştıkça güzeldir. Dedik ya öğrenmenin yaşı yok diye. Her ne kadar Ustayım desem de elbette benden daha ustaları da çıkacaktır karşıma. Onların da yanında çıraklık yapacak kadar aşığım ben mesleğime, sırf öğrenmek adına. Son olarak; her bilgili insanın bilgisiz insana borçlu olduğu gibi her varlıklı insan da varlıksız insana borçludur. Ben de bir gün Van’a borcumu ödeyeceğim. Çünkü beni ben yapan, bu başarıları bana yaşatan o toprakların suyudur..."

 

YAPTIĞINIZ ÇALIŞMALAR HAKKINDA BİLGİ VERİRMİSİNİZ?
“Hatırı sayılır kurum ve kurumlarda danışmanlık ve AR-GE çalışmalarımızın yanı sıra profesyonel mutfaklarda ciddi şekilde çalışmalarımız devam etmektedir. Çalışmalarımızla gelecekteki genç şeflerimize bir miras bırakmaktayız. Vanlı Rıfat usta olarak bir çok ilde yapılan gastronomi yemek yarışmalarında jüri üyeliğini halen yapmaktayım. Gastronomi Federesyonu Doğu Anadolu temsilciliği görevini halen sürdürmekteyim. Bunun yanı sıra halk sanat eğitimi dernek başkan yardımcılığını aktif olarak yürütmekteyim. İstanbul’da 22 yıldır çeşitli mutfaklarda şeflik görevini yapmış olup, amacım hem yörenin hem de yörelerin yöresel yemeklerini daha da geliştirip dünyaya sunmaktır. Maksadımız gelecek nesil için daha da sağlam temeller üzerine profesyonel genç şefler yetiştirmektir."

 

SİTEMİNİZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİNİZ, NEYEDİR SİTEMİNİZ?
“İstanbul Ataşehir'de katıldığım yemek yarışmasında Keledoş ile birinci oldum. 22 ilin yarıştığı yarışmada Van'ı, Van yemeğini birinci yaptım ve aldığım kupayı da İstanbul Ataşehir Vanlılar Derneğine bıraktım. Bir Van sevdalısı olarak elimden geldiğince, dilimin döndüğünce İstanbul’da Van’ı yaşamaya, yaşatmaya ve anlatmaya çalışıyorum. Ancak maalesef hemşerilerimden bir destek göremiyorum! Mesela balık festivali oluyor beni çağırmıyorlar. İşin bu tarafı açıkçası beni derinden üzüyor. Benim hiçbir maddi beklentim yok. Gittiğim yarışmalarda Van yöresel yemeklerinin hem tanıtımını yapıyorum hem de jüri üyeliği yapıyorum. Bu Önemli yarışmalarda Van'ı, Van yemeklerini tanıtmaktan büyük mutluluk duyuyorum..”
Özel Haber: M.Selim Kurt

Kaynak: (Prestij Haber Merkezi) - Prestij Haber Merkezi Editör:
Etiketler: Van'ı, ve, yemeklerini, tanıtıyor,
Haber Yazılımı