Bu anlayış!...

Bu anlayış ve yaklaşımlarla kent yönetiminin istenilen düzeylere gelmesini, kendini toparlayıp rekabet etmesini beklemek boşunadır!
 
Görünen köyün kılavuz istemediği gerçekliği karşımızda duruyor. Seçimlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen halen yerel - kamu ortaklığı ya da bir araya gelip kenti sorunlu halden kurtarmaya yönelik tek bir adım / anlayış olmaması her şeyi gün gibi ortaya çıkarıyor. Doğrusu yönetim anlayışının ne olacağı, kimin kime nasıl davranacağı da açıklanmadığından bir belirsizlik hali içinde gün tüketmekten öteye geçmeyen bir çaresizlik… Hal böyle olunca sorunların çözümünden çok artarak büyümesi, daha da derinleşerek kenti yaşanmaz kılmaya devam edeceği gerçeği...
 
Meslek örgütlerinin deve kuşu gibi kafalarını kuma sokarak hiçbir şey olmamış gibi davranmaları, kent ekonomisini düze çıkarmak, yeniden sorunlu alanları yapılandırmak beklentisi bu haliyle hayal. Yaklaşan kış ayları her şeyi kent yaşayanları için daha çekilmez kılacağı da unutulmadan… Kendini çevirmekte şuan için İranlı turistlere, onların alışverişlerine bağlanmış esnafın, kentin pür melal hali, yarın bu kapı kapandığında ne yapacak diye kimsenin üzerine düşündüğü, akıl yürütüp proje ürettiği de yok maalesef!.
 
Bütün kurumlar birbirini bekleyen bir halde, ilk hamleyi kim yapacak diye hiç biri diğerinin yanlışını, eksiğini, işlevsizliğini bile gündeme getirmemekte ya da işine geldiği için hiçbir şey olmamış tavrında!. Bu tutumun ne kadar tehlikeli olduğunu zaman içinde yaşayacağımız da unutulmadan… Oysa kentin bütün yapılarının kendi, kurum ve kent ile ilgili alanlarda bir şekilde ortak paydada buluşmanın yollarını aramak zorunda olduğu gerçeğinden hareket etmeleri gerekmiyor mu?… Yereli yönetenlerle kamu arasındaki sorunlu alana girmek istemeyen meslek örgütü temsilcileri, sivil toplum yapılanması bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor mu?. Kent dinamiklerinin başında oturanların işi demeç vermekten öte bir durum değil mi? Siyaset hesabı içinde olanlar aman bir şekilde yara almayayım diye ortalıkta görünmemekte ya da siyasileşmiş olanların da kuyruğu dik tutmak için arada sırada bir salvo atışlarla belli kesimlere yerini koruduğunu gösteren aciz tavırları da olmasa. Aslında bu kabul edilemezdir ama kentin ana arterlerini tutanların kent için hiçbir özveriden kaçınmaması gerekenler olması gerekirken, bu yönetim zaafı hali maalesef kenti kurumları bir çıkmaza, kilitlenme durumuna getirmiştir. 
 
Hiçbir kimse halkın üstünde değildir. Ve geldiği noktada bir gün dahi kalmış olsa üzerine düşeni yapmaktan, kapı çalmaktan, el sıkmaktan, halkı, kenti, kurumu için siyasal değil toplumsal ve hizmet boyutlu ne yapılması gerekirse onu yapmaktan geri durmaması gerekmektedir. Ancak bu niteliklerden uzak seçilmiş ve atanmışların koltuk kaptığı kentte, bunları beklemek de aslında hayalcilikten öte bir şey değildir. Yetersiz ve yeteneksiz olmanın verdiği rahatlıktan olsa gerek kenti böylesi bir rahatsızlığa mahkum etmekte sorun görmemekteler. En azından yapılacaklar konusunda nerelerde ortak hareket edilebilir diye harekete geçmemek, hali “dahası” ne olur sorusunu anlamsız kılmaktadır. Birkaç kişinin kabul ve kutlamalarla kenti yönetiyorum tavrı da aslında zevahiri kurtarmaya yetmeyendir. 
 
Yerelin seçilmişleri kenti bir bütün olarak planlamak, kamu mesleki sivil yapıların, akademinin görevlerini hatırlatmak, onları aktive ederek kenti yarına taşıyacak ihtiyacı olan enerjiyi yaratacak şekilde etkinleştirmeleri gerekirken, görünen o ki birileri lazım ki bunu onlara yapsın! Bu, kent halkının hak etmediği bir durumdur ki söylemden öteye geçmeyen, sitemle hareketlenmeyen bir yönetim anlayışına yapacak başka bir şey, söylenecek söz bulamadığımızın çaresizliğini de bu şekilde paylaşmaktan öte elden bir şey gelmemesi hali de çok acı verendir doğrusu…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.