Bilmiyoruz

Bilmiyoruz kentin ne kadar sigortalı çalışanı olduğunu, kaç işletmenin aylık açılıp kapandığını. OSB’nin ne kadar üretim yaptığını, bunun ne kadarını ihraç ettiğini, kaç kişi istihdam ettiğini bilmiyoruz. Hastanelerimizde ne kadar doktor, hemşire eksiği olduğunu, ya da Tarım İl'in övüne övüne bitiremediği küçükbaş hayvan sayısını. Van Gölü’nü, Van balığını da tam olarak bilmiyoruz. Van balığı nasıl korunur, nasıl değerlendirir, bunu kimler nasıl yapar onu da bilmiyoruz… Konut açık fazlasını da… Kentin yatırımcı kurumlarının ne kadar yatırım yaptığını, bunların ne aşamada olduğunu ya da belediyelerin neler yaptığını, ne kadar bütçe - eleman ile çalıştığını, VASKİ’nin çalışmalarını, YİKOB’un neler yaptığını, esnafın durumunu, bankalardaki döviz ve TL mevduatlarını bilmiyoruz. 

Kaç İranlının geldiğini, ne kadarlık harcama yaptıklarında beklentilerinin ne kadarının gerçekleştiğini de… Üniversitenin durumunu, öğretim üyesi sayı ve ihtiyacını, kaç bölüm olduğunu, öğrenci sayılarını, durumlarını ve kente katkı sunması gereken Veteriner ve Ziraat Fakültelerinin tarım hayvancılık için ne yaptıklarını da… Bilmiyoruz insanımızın nasıl geçindiğini, ne kadar yardım aldığını... Hastanelerde kaç insanımızın aylık - yıllık tedavi gördüğünü, ne kadarının dışarıdan gelerek kentten sağlık hizmeti aldığını, kent insanının depremden kalan borçlarını nasıl ödediğini, ya da ne kadarının ödenmediğini, miktarlarını, tutarlarını bilmiyoruz, halen AFAD’ın kaç yıl önceden yıkması gereken ama para yok diye yıkmadığı - yıkamadığı ve insanların halen içinde yaşadığı deprem artığı binaların durumunu…. Kent gelir giderinin ne durumda olduğunu, açığımızı, sebeplerini bilmiyoruz. Kurumların neler yaptığını, hedeflerini, kente kattıklarını ve katmaları gerekenlerle katamadıklarının oranını da... Su, elektrik tüketimini, kaçağı bilmiyoruz. Engelli sayımızı, bunların nasıl hizmet aldığını da…. Gelişim alanlarımızın neler olduğunu, bu konuda hangi kurumların ortaklaşarak bu alanlarda çaba gösterdiğini de.  Oda-  borsaları, sivil toplum derneklerini, üyelerini, kapasitelerini, etki alanlarını, çalışma şekillerini, kente katkı ve kattıklarını da.. Ya da sınır ticaretini, neler satıp neler aldığımızı da… Vekillerin Ankara’da kentten gidenin dışında kent için ne yaptıklarını hiç ama hiç bilmiyoruz... Belediye başkanlarının topluma beş yıl içinde neyi nasıl, hangi kaynak ve ekiple yapacaklarını da... Kentin vergi gelirlerini, borçlarını da tam olarak bilmiyoruz. KOSGEB’i, İŞKUR’u, DAKA’yı, TKDK’yı, İŞGEM’İ, ne yaptıklarını bilmiyoruz. Kaç kişinin istihdam edildiğini, hangi projelerin desteklendiğini, geri dönüşleri, katkılarını, neler yaptıklarını da… 

Tarım hayvancılıktaki durumu rakamlarla değil sahada gerçekçi olan durumuyla, dünyasıyla bilmiyoruz. Kaç hayvanının kesildiğini, kaçının yeniden küpelendiğini de... Kurumlar arası diyaloğu, kent-kurum için gerçekten de beklentileri karşılayan işler - işbirlikleri yapıyorlar mı doğrusu bilmiyoruz. Partiler arası diyaloğu, işbirliğini de… Bu kentin insanı için sorumluluk sahiplerinin sorumluluklarının ne kadarını yerine getirdiklerini de… 

Bilmiyoruz çünkü kimse hesap vermiyor. Kimse halka açıklama yapma gereği duymuyor. Demokratik bir kamu, yerel yönetim, mesleki, sivil toplum anlayışı olmadığı için… Hesap verebilirlik yaklaşımı umurlarında olmadığı ama lafa gelince en kallavi demokrat oldukları için olsa gerek… Dahası halk önemsenmediği içindir bütün bunlar! Halkın gücünü kullanan sivil - siyasi kesimler, kent yöneten sorumluluk sahiplerini sorgulamadığı içindir bütün bunlar.. Sorumluluklar yerine getirilmiyor, halk umursanıp sorunları dert edilmiyor! Kimin işini layıkıyla yapıp yapmadığını da bu yüzden bilmiyor, bilemiyoruz.… Bilmediğimizin yanına demokratik sivil bir etki mekanizması, desteği olmadığından bunları bile tartışamıyoruz. Bilmeyince kör sağır dilsiz bir şekilde olanı en iyi diye sunanlara itibar ediyor, hakkımız olanın aslında tam ne olduğunu da bilmiyoruz, bizi yönetenlerin hakkıyla işlerini yapıp hakkaniyetli davrandığını, kente karşılık gelip gelmediklerini, kimin iyi kimin kötü olduğunu da... Anlayacağınız bilmemiz gerekenleri de bilmiyoruz. Bilmeyince de bilmiş gibi görünenlerin yaptıkları, söyledikleri ile bilmiş gibi davranıp öylesine yaşayıp gidiyoruz vesselam..

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.